Tercüme ettiğimiz bu eserde bugünkü Tuva, Kırgız, Hakas, Şor ve Altay dilleri ile Yenisey anıtlarının dili karşılaştırılmış, aralarındaki ilişkiler ve bu ilişkilerin dereceleri ortaya konmuştur. 
  Eserde, morfolojik özelliklerinden dolayı Kırgız ve Tuva dilleri üzerinde daha fazla durulmuştur. Ele alınan altı dildeki fonetik olayların rahat bir şekilde anlaşılabilmesi için kelimeler tek bir transkripsiyon alfabesiyle verilmiştir. Kullanılan transkripsiyon alfabesi eserin girişinde sunulmuştur.

Yenisey Anıtları Yazdır e-Posta

M. S. ilk bin yılın ikinci yarısından itibaren yukarı Orhun-Yenisey havasında yaşayan Türk kabileleri - bazı araştırmacılar tarafından tam olarak eski Türk Runik yazısı olarak adlandırılmayan - kendi yazı sistemlerini kullandılar. 
Orhun – Yenisey alfabesi zamanla geniş bir alana yayıldı. 
Eski Türklerden çok sayıda han, lider, kahraman ve boy reisleri ile çeşitli görevdeki insanlar adına balbal, kaya, metal ve toprak kaplara, bazı küçük eşyalara yazılmış yazılar kalmıştır. Daha geç bir dönemde ise elyazmaları ortaya konulmuş ve bunlar bu alfabeyle yazılmıştır.  
Bu gizli yazıtlar hakkında ilk defa XVII. yüzyılda söz edilmiştir. Sözü edilen bu yazıtlar Yenisey ırmağı havzasında gezginler tarafından bulunmuştur. 
19. yüzyılın başında Rusya’da artık bu yazıtların ayrıntılı bir şekilde görüntülü tasvirleri yayınlanmış ve bunlar bazı bilim adamlarının dikkatini çekmiştir. 
Yazıtların kaynağı, etnik kökeni ve sistemi hakkında çeşitli çelişkili fikirler ortaya konulmuştur. 
1889 yılında Rus Coğrafya Derneği’nin Doğu Sibirya Bölümü, N. M. Yadrintsev’in önderliğinde Orhun nehri havzasındaki (Moğolistan) anıtları incelemek amacıyla bu bölgeye bir inceleme gezisi düzenledi. Orhun anıtlarının keşfedilmesi, anıtlardaki yazıların okunması, tasvir edilmesi, dil bilimsel ve tarihsel açıdan analiz edilmesi Türkoloji alanında yeni büyük bir sayfanın açılmasına sebep oldu. 
1893 yılının Aralık ayında Danimarkalı bilim adamı V. Thomsen anıtlardaki yazıyı çözümleme işini tamamlar. Rusya’da onunla eş zamanda anıtların keşfedilişi, tasviri ve incelenmesi konularında çalışan V. Radloff ve bazı diğer bilim adamları kapsamlı bir çalışma içerisindedirler. 
Son yetmiş yılda farklı ülkelerin ve özellikle de SSCB’nin bilim adamlarının çalışmaları sayesinde büyük bir materyal birikimi elde edildi. Bu birikim birçok eski Türk kabilelerinin ve aynı şekilde çağdaş Türk dillerinin gelişim süreçlerinin daha derin bir şekilde incelenmesini sağladı. 
Bu tarihî soru, anıtlar ve edebiyat hakkında bilgi almak isteyen A. N. Bernştam’ın “VI – VIII. yüzyıllarda Orhon-Yenisey Türklerinin Sosyo-Ekonomik Yapıları” (Sotsial‘no-ekonomiçeskiy stroy orhono-yeniseyskix tyurok VI-VIII vekov), C. Y. Malov’un “Eski Türk Anıtları” (Pamyatniki drevnetyurkskoy pis‘mennosti),( SSCB İlimler Akadamesi,, M-L. 1951), “Türklerin Yenisey Yazıtları” (Yeniseyskaya pis‘mennost‘ tyurkov) (1952)”, “Eski Moğol ve Kırgız Anıtları” (Pamyatniki drevnetyurkskoy pis‘mennosti Mongolii i Kirgizii) (1959) adlı eserlerinde ve A. A. Palmbah’ın “Eski Orhon-Yenisey Yazıtları Neden Bahsediyor? ( O çom gavaryat drevniye pamyatniki Orxono i Yeniseya) (Kızıl, 1944)” adlı makalesinde cevabını bulabilir. 
Yazıtlara ve diğer tarihî kaynaklara dayanarak incelemekte olduğumuz dili, geniş bir bölgeye yerleşen ve sık sık çeşitli devlet birliklerine tâbi olan birçok kabilenin kullandığı saptanmıştır. 
Aynı zamanda yazıtlar kabilelerin diyalekt (hatta dil) özelliklerini yansıtmakta ve yerel farklılıkları içermektedir. Dolayısıyla bizler onların paralel varlıkları hakkında söz edebiliriz. 
Geniş çaptaki gerçek malzemelerin (aynı zamanda sentaks), net sınıflandırmaların, orijinal yorumların bulunduğu Prof. V. M. Nasilov’un “Orhon-Yenisey Yazıtlarının Dili” (Yazık orxono-yeniseyskix pamyatnikov) (“Doğu Edebiyatları” (Vastoçnoy literaturı), M. 1960) adlı eseri yazıtların dil karakterini ortaya koymaktadır. Okuyucu bu eserden yeterince değerli ve faydalı bilgiler elde edebilir. 
Geleneksel normları bulunan böyle bir yazılı dilin varlığı ilk olarak Yenisey vadisinin yukarı kısmında (Güney Sibirya), ikinci olarak Selenga nehrinin ve onun kolu olan Orhun vadisinde (Moğolistan), üçüncü olarak da Talas nehri vadisinde (Kırgızistan’da) bulunan kabileler ve halklarının akrabalıklarına ve aralarındaki bağların devamlılığına tanıklık etmektedir. 
Etnik yakınlıklara, alfabetik ve linguistik belirtilere dayanarak yazıtları altı gruba ayırmak mümkündür:
1- Bugünkü Özerk Hakas Bölgesinde ve Tuva ÖSSC’inde yer alan ve Orhun yazıtlarından daha önce bulunan Yenisey yazıtları. Bu yazıtlar Çikler’e, Kırgızlar’a , Hakasların, Şorların, Altayların atalarına ait bulunuyordu. Lena’dan Altay’daki yazıtlar ve Moğolistan’da bulunan bazı yazılar bu gruba aittir. 
2- Orta Asya Grubu 
3- Genel olarak Talas ve Yenisey özellikleri taşıyan Macar grubu. 
4- Daha çok VII. yüzyılın sonu ve VIII. yüzyılın ilk otuz yıllarına ait olan ve daha büyük yazıtların bulunduğu Orhun grubu. Selenga havzası ve onun bir kolu olan Orhun’da ve yakın çevresinde yer alan yazıtlar bu gruba aittir. Gudulu Han (ölümü 692 ya da 693), Ongin anıtı, Tonyukuk anıtı (Tola nehri boyunda, üç hanın danışmanı; anıt 716 yılından sonra dikilmiş), Kültigin anıtı, onun ağabeyi olan Mogilyan yani Bilge Kağan anıtı (ölümü 734), Bilge Kağan ve Költigin’in çağdaşı, Tarduşların lideri adına dikilen Köliç Çor anıtı vb. 
5- Suci, Şine-Us, İh Ashet, Hoyt Tamir (siyasî mektup) ve Doğu Türkistan’da (kağıt üzerine yazılı dökümanlar dahil) öncekilere göre daha sonraki döneme ait olanlar. Bunların içinden ilk olarak Yaglakar Han adına dikilen (Moğolistan’da) Suci anıtını ayırmak gerekir. Dil olarak Yenisey yazıtlarına daha yakın olan bu anıtın Uygurlara ve IX. yüzyılın ortalarına ait olduğu düşünülüyor. İkinci olarak Selenga anıtı (Şine Usu’da). Uygur kağanlarının ilki olan ve 745’te tahta çıkan Moyın Çor adına dikilmiştir. Anıt VIII. yüzyılın ikinci yarısında dikilmiştir. Parça kitabelerin bazıları Orhun grubuyla, geri kalanları ise Yenisey grubuyla bağlantılıdır. 
6- Bir takım taş yazmalar, madenî paralar, kap kaçaklar, tokalar ve süslemeler de bu grupta toplanmaktadır. Bunlar Moğolistan ve diğer bölgelerde, Lena ve Baykal boylarındaki geniş bölgelere aittirler. Kısa oluşlarından dolayı yukarıdaki gruplardan herhangi bir gruba henüz dahil edilmemişlerdir. Daha fazla inceleme ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bunların çoğu “Doğu Epigrafisi” adlı eserde yayınlanmıştır. 
Karadeniz etrafındaki eski yazıtlarla Orhun-Yenisey yazıtları arasındaki bazı ilişkiler ilim adamlarının ilgisini çekmiştir. (örnek bk. A. M. Şerbak, “Sarkel’deki seramik üzerindeki işaretler” (Znaki na keramike iz Sarkela) Doğu Epigrafisi,XII.)
Bu eserde Yenisey grubuna ait olan diller incelenmektedir. Fakat çok önemli bir özellik olan bütün Türk dillerinin sözcük, gramer ve bazı fonetik unsurlar bakımından, aynı zamanda eski öğelerin bir bölümünün tekrarlanması bakımından ortaklıklar taşıması, bizlerin bu dillerin tamamını göz önünde bulundurmamızı zorunlu kılmıştır. 
Bu açıklamalar bütün Türk dillerinin Orhun-Yenisey grubuna ait olduğu anlamına gelmez. Aslında bu diğer Türk dilli kabilelerle yan yana yaşadıklarının göstergesidir. Onların ortak özellikleri Yenisey döneminden önce oluşmuştur. Burada Yenisey grubuna ait olan dillerle ilgili açıklamaların çogu diğer gruplara ait olan dilleri de ilgilendirmektedir. 
Yenisey grubuna ait olan yazıtlar (SSCB bölgesinde) mezar taşları, iki duvar yazısı, kitabeler, yazma levha, madenî paralar üzerindeki yazılar, kap kacaklar ve diğer küçük eşyalar olarak ayrılmaktadır. 
Belirtildiği gibi XVII. yüzyıl sonlarına doğru bazı kaynaklarda Yenisey yazıtlarından söz edilmeye başlandı. 
İçerisinde resimli belgelerin yer aldığı “Eski Sibirlerle İlgili Notlar” (Zapiski o sibirskix drevnostyax) (“Sibirskiy Vestnik’te”) 1818 yılında G. Spasskiy tarafından yayımlandı. D. A. Klements, Yenisey yazıtlarının keşfedilişi ve betimlenmesi konusunda XIX. yüzyıl sonlarına doğru birçok çalışma yaptı. A. V. Adrianov, ortaya çıkardığı yazıtları Minusin Müzesi’nde bir araya getirdi. Aşurkov ise birçok estampaj (basma resimler) yaptı. 
Ortaya çıkarılan eserlerin bazıları hakkında betimlemeler “Inscriptions de I’Jenissei recueillies et publiesses par la société finlandaise d’Archéologic” (Helsinki, 1899) adlı eserde, daha ayrıntılı bilgiler ise V. Radloff’un “Orhun bölgesi inceleme gezisi çalışmaları”(Trudı orhonskoy ekspeditsii) (Eski Moğol Atlası, İlimler Akademisi SPb. , 1892-99) adlı eseri ve onun “Die alttürkishen inscripten der Mongolei. Dritte Lieferung” (SPb, 1895) adlı eserinde ve diğer eserlerinde yer almaktadır. M. Kastren, V. Kotviç, Y. Nemet, G. Ramstedt vb. de anıtlarla ilgili çalışmalarda bulundular. Yazıtlarla ilgili bazı temel etimolojik bilgiler W. Bang tarafından verildi. Ekim Devrimi’nden sonra S. V. Kiselev, L. A. Yevtuhova ve M. P. Gryaznov Yenisey anıtlarının keşfedilişi, okunması, tercüme edilmesi ve yayınlanması için daha fazla zaman ayırdılar ve çalışmalarını yoğunlaştırdılar. Anıtların çizilip betimlenmesi ise S. Y. Malov, L. P. Kızlasov tarafından yapılmıştır. Okunan ve betimlenen yeni anıtlar Hakas ve Tuvalı ilim adamları tarafından yayınlandı. Anıtların büyük bir bölümü V. Radloff ve S. Y. Malov tarafından tercüme edildi. 
H. N. Orkun anıtları okumuş ve tercümesiyle beraber yayınlamıştır. ( H. N. Orkun. “Eski türk Yazıtları”. İst. I-1936, II-1939, III-1940, IV-1941) fakat okuduğu ve tercüme ettiği bazı bölümlere ve yorumlara katılmak çok zordur. S. Y. Malov’un “Türklerin Yenisey Yazısı” (Yeniseyskaya pis‘mennost‘ tyurkov) adlı eseri önemli düzeltmeler ve eklentiler içermektedir. Konu hakkında daha fazla bilgi elde etmek için 15. sayfada bahsettiğimiz S. Y. Malov’un ve A. N. Berştam’ın eserlerine baş vurulabilir. 
Ele aldığımız grupla ilgili küçük cisimlerdeki yazmalar hariç yaklaşık 70 adet taş yazma tekst (balballar, duvar yazıları, levhalar) kayda geçmiş ve betimlenip incelenmiştir. 

Taş Yazmaların Kısaca Listesi
Tuva’da bulunan 45 anıt:
1- № 1-24, 41-46, 49-51. S. Y. Malov'un “Türklerin Yenisey Yazısı” (Yeniseyskaya pis‘mennost‘ tyurkov) adlı eserinde yayınlanmıştır. 
2- Eleges’te bulunan iki anıt S. Y. Malov tarafından “Moğolistan ve Kırgızistan’daki Eski Türk Yazısı Anıtları” (Pamyatniki drevnetyurkskoy pis‘mennosti Mongolii i Kirgizii) adlı eserde yayınlanmıştır. Z. B. Aragaçi tarafından balbalların betimlemeleri ve onlardan birinin farklı bir okunuşu Tuva Dil, Edebiyat ve Tarih Enstitüsü İlmi Araştırmalar Dergisi “Uçenıy Zapisok”un IX. cildinde verilmiştir. 
3- Tuva’da bulunan iki anıt S. V. Kiselev tarafından “Vestnik Drevney İstorii” (1939, № 3 ve № 3,5)
4- Uyuk (öök) nehri vadisinde bulunan Malinov kitabesi E. R. Rıgdılon tarafından “Doğu Epigrafisi”nde (Epigrafika Vostoka) (IV.) yayımlamıştır. 
5- Kezek-Terek’te yer alan Saygın levhası Y. L. Arançın tarafından bulunmuş ve “Doğu Epigrafisi”nde (V) yayımlanmıştır. 
6- Kezek-Hüree’de bulunanlar. 
7- Herbis-Baarı etrafında bulunanlar
8- Haçı-Havuzu (Kızıltey’in 10 km kuzeydoğusunda) A. D. Graç ortaya çıkardı. Bu anıtın etrafında “baş” işaretli ya da damgalı ikinci bir balbal bulunuyordu. 
9- Sargal-Aksı’da bulunanlar (Kaa-Hema nehrinin sol tarafında). Z. B. Aragaçi tarafından bulundu. 
10- Eldig-Kecig, Teeli köyü yakınlarında bulundu. Bu anıtın varlığını L. A. Yevtuhov ve S. V. Kiselev işaret etmiştir. 
11- İkinci anıt Ottuk-Daşa’da bulundu. 
12- Hakasya’da ve yakın bölgelerde 22’den fazla kitabe ortaya çıkarılmıştır. 
1- Anıtlar S. Y. Malov tarafından № 25-40, 48 (numaralarıyla) yayınlanmıştır. 
2- Kuten-Bulug kitabesi Abakan’ın 60 km kuzeybatısında yer almaktadır. E. R. Rıdgıl tarafından “Doğu Epigrafisi”nde (IV) yayımlandı. 
3- Podkunin kitabesi Yenisey ırmağının sol yanında, Minusin bölgesinin 25-27 km alt tarafında yer almaktadır. E. R. Rıdgıl tarafından okundu ve “Doğu Epigrafisi’nde (XI) yayımlandı. 
 Çarış nehrindeki kayada (Altay). E. Tenişev tarafından okundu ve tercümesiyle beraber “Doğu Epigrafisi”nde (XII) yayınlandı. 
4- Minusin yazma levhaları ( Minusin Müzesi, № 30 ve 31. Bunlar hakkında daha fazla bilgi için E. R. Rıgdılon’un “Doğu Epigrafisi”nde (IX) yayınlanan “ Runik Yazılı Levhalardaki İşaretler Hakkında” (O znakax na plitax c runiçeskimi nadpisyami) adlı makalesine bakılabilir. 
Yenisey grubuna ait anıtlardan Lena kitabeleri ile bağlantısı olanlar:
1- Şişkino köyü etrafındakiler
2- Davıdov kitabesi (Verholen ile Tutur arasında)
3- Kurtuhay kitabesi
4- Pisannıy adasındakiler (Davıdov kitabesinden 10 km uzakta)
5- Petrov kitabesi (Yakut ve Olekmin arasında)
Bunların tamamı A. N. Bernştam tarafından “Doğu Epigrafisi”nde (IV ve XII) yayınlandı. 
Küçük eşyalar üzerindeki yazıların büyük bir bölümü grafiksel olarak Baykal etrafında bulunan Yenisey anıtlarına çok yakın durmaktadır. (bk. E. R. Rıgdılon “Baykal Etrafındaki Eski Türk Runik Yazıları Üzerine” (K drevneturskim runam Pribaykalya). “Doğu Epigrafisi”,VIII ). 
Doğrudan genetik bir bağlantı kurmak gerektiğinde ise Yenisey anıtlarıyla Orta Asya’da bulunan tekstler ve kitabeler arasında grafiksel işaretler yönünden bir bağlantı kurmak mümkündür. 
Bunlar ilk etapta Talas anıtları (V-VIII. yy) diye ayrılmaktalar. A. N. Bernştam’ın belirttiği gibi daha 1696-1697 yıllarında Semen Remezov “Sibiryanın Tüm Şehir ve Bölgelerinin, Susuz ve İnsanların Az Uğradığı Taşlık Steplerin Çizimi” adlı haritasında Talas ırmağı kenarında “Orhun Taşı” diye belirtmiştir. 
1896 yılında öğretmen Gastev ve bölge amiri V. A. Kallaur tarafından Dimitriyev köyünün 8 km doğusundaki Ayrtam-Oy’da ilk anıt keşfedildi (Kırgızistan’da bugünkü Talas’ta). 
Aynı vadide 1897-98 yıllarında V. A. Kallaur tarafından iki, daha sonra G. Geykel tarafından da iki yazılı sapkın kaya bulundu. (Geykel, bunlardan birinin V. yüzyıla ait olduğunu belirledi). 
V. A. Kallaur bazı Orhun tipli harflerle yazılmış Uygur kitabelerinden bahseder. Bu kitabe Ekim Devriminden sonra M. E. Mason tarafından Tereksay’da (Talas vadisinde) bulundu. 
1932 yılında Açık-Taş yöresinde Şurf’ta Yenisey tipi yazmalı çubuk bulundu. 
1961 yılının Eylül ayında Ayrtam-Oy’da yeni taş yazmalar buldu (Kırgız SSC, Frunze şehrindeki İlimler Akademisi Tarih Müzesi’ndedir.) 1961 yılının Ekim ayında Tarih Enstitüsü’nün bilim adamlarından ve Kırgız SSC İlimler Akademisi Türkoloji Alanı’ndaki D. F. Vinnik (Ekibin yöneticisi), U. Asanaliyev ve Ç. Cumagulov’dan oluşan ekip yine aynı yerde ilk olarak üç yeni anıt buldu ve daha sonra da iki numaralı Sapkınkaya’yı metniyle birlikte araştırdı. 
Böylelikle Orhun-Yenisey tipindeki yazılardan şimdilik 11 tanesi sadece Talas vadisinde keşfedilmiştir. İkinci olarak taşların, madeni paraların ve ufak cisimlerin üzerindeki Yenisey tipindeki yazılar Koy-Sarı’nın etrafında (Isık-Köl’de), Batken bölgesinde, Çüy vadisinde (madeni paralar), Fergana’da ve Soğd’da (el yazması) bulunmuştur. 
1936 yılına kadar bulunan Talas anıtları hakkındaki bilgiler burada M. E. Masson’un “Orta Asya’da Eski Türkçe Runik Yazılarının Keşfediliş Tarihi Üzerine” (K istorii otkrıtiya drevneturyetskix runiçeskix nadpisey v Sredney Azii) adlı ilginç makalesinde verdiği bilgilere göre aktarılır (Uzkomstaris Materyalleri, VI, SSCB İlimler Akademisi yay. M-L, 1936). 
Talas anıtlarından bazılarının betimlenmesi P. M. Melioranskiy tarafından (çözümsüz olarak 1898’de) ve daha sonra da H. T. Heykel tarafından verilmiştir (H. T. Heikel, Altertümer aus den Tale des Talas in Turkestan. “Travaux ethnographiques” Helsinki, 1918,VII). 
Metinler V. Radlov, Y. Nemetov (bk. J. Nemeth, Die Koktürkischen Grabinschriften aus dem Tale des Talas in Turkestan. “Körösi Csoma Archivum”Bd. II, 1-2, Budapeşte, 1926), S. Y. Malov vb. tarafından çözülmüştür. 
1-5 numaralı Talas metinlerinin ve çubukların çavirisi S. Y. Malov’un aşağıdaki çalışmalarında verilmiştir: “Talas Nehri Havzasındaki Eski Türkçe Mezar Anıtları”(Drevneturyetskiye nadgrobiya s nadpisyami basseyna r. Talas) (SSCB İlimler akademisi Haberleri, Sosyal Bilimler Bölümü, 1929, sayfa 799-806.), “Talas Epigrafik Anıtları” (Talasskiye epigrafiçeskiye panyatniki) (Uskomstaris Materyalleri, VII), “Eski Türk Yazılı Anıtlar” (Pamyatniki drevnetyurkskoy pis‘mennosti), sayfa 75, (Bibliyografya), “Moğolistan ve Kırgızistan’daki Eski Türk Yazılı Anıtlar” (Pamtayniki drevnetyurkskoy pis‘mennosti Mongolii i Kirgizii) (SSCB İlimler Akademisi yay. 1959). 
Yenisey tipindeki yazı ve bir satırı Arap alfabesiyle yazılmış olan taş P. P. İvanov tarafından 1927’de Koy-Sarı’da bulunmuş ve onun “Isık-Köl Kotlovinasındaki arkeoloji materyalleri” (Materialı po arxeologii kotlovinı Issık-Kulya) (Kırgız SSC İlimler Akademisi “Tarih Enstitüsü yay. III. sayı, sayfa 79-80, 1957) adlı makalesinde tasvir edilmiştir.  
Mug dağındaki Soğd sarayında Yenisey alfabesiyle VII. yüzyılın başında Türkçe olarak yazılmış bir el yazması bulundu (Yazı tipi Talas’taki çubukların üzerindeki yazıya benziyor.) 
1961’de Kırgız SSC’de Batken bölgesinin Ak Tepe köyünde Y. D. Baruzdin üzerinde Yenisey yazısı bulunan çömlek kırıntısı bulmuştur. 
Böylelikle Kırgızistan topraklarında taşlara, çubuklara ve çömleklere yazılan 13 eser bulunmuş oldu. 
Bazı başka yazıtlar hakkında A. N. Berştam “Doğu Epigrafisi”nde (II ve XI) yayımladığı “Yedisu’daki Yeni Epigrafik Buluntular” (Novıye epigrafiçeskiye naxodki iz Cemireçya), “Fergana’daki Eski Türk Runik Yazılar” (Drevnetyurkskiye runiçeskiye nadpisi iz Ferganı) adlı makalelerinde bilgiler vermektedir. 

Tuva’daki Yenisey anıtlarının bulundukları yerlere göre adlandırılışı

S. Y. Malov’a göre

Tuvaca Adlandırılışı

Anıtın
Numarası

Yörenin Adı

1

Uyuk-Tarlak
Ulug-Kem

ÖÖk-Tarlag
Ulug-Hem

2

Uyuk-Arhan

Öök-Arcaan

3

Uyuk-Turan
Turan köyü

Öök-Turan
Turan Şehri

4

Ulug-Hem,
Ottuk-Taş civarı

Ulug-Hem,
Ottuk-Daş

5-8

Barlık
Elegeş
Ulukem

Barık
Eleges
Ulug-Hem

9

Kara-Sug
Saik

Kara-Sug
Sayık

10

Elegeş

Eleges

11

Begre

Begiree

12

Ulug-Hem –Kuş-Kem
Kuli-Kem

Ulug-Hem,
Kuylug-Hem
Kuylug-Hem

13-23

Çakul

Çaa-Höl

24

Kemçik-Kaya Bacı
İşkem

Hemçik, Haya-Ucu
İşkin

41

Kemçik-Cirgak

Hemçik-Çırgakı

43,44

Kızıl-Çira
Ulu-Hem
Bayangol
Koce-Hobza

Kızıl-Çıraa
Ulug-Hem
Bayan-Kol
Köceelig-Hovu

45

Kecilig-Hobu
Ecim

Köceelig-Hovu
Ecim

46

Tele
Diğer anıtlar

Telee

-

Saygın (Y. L. Arançın yayınladı)

Saygın

-

Kezek-Hure
(L. R. Kızlasov’un belirttiğine göre)

Kezek-Hüree



 
Sitedeki "Eski ve Bugünkü Yenisey Dili" adlı kitabın içeriği kaynak gösterilmek şartı ile kullanılabilir. İletişim