|
Bunlar anıtların kelime hazinesinin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Fakat bunlardan başka kelimelerin olmadığını düşünmek yanlış olur. Bu gruba giren kelimelerin listesi ekteki sözlükte verilmiştir. Çağdaş dillerde bu kelimelerin ne derece korunduğunu anlamak için bu kelimeleri 4 alt gruba ayırdık. İncelemeye kökler ve bazı türemiş kelimeler alınmıştır. Bu alt gruplardaki örnekler sözlükten seçilerek alınmıştır. (diğer kelimeleri sözlükte bulabilirsiniz)
1. Her altı dilde de özel fonetik ve anlamsal değişikliklere uğramayan kelimelerden örnekler: Yenis. ada – baba; Tuva. , Hak. , Şor. , Alt. “ada”, fakat Kırgızcada “ata” (bu varyant anıtlarda da var); Yenis. ay – ay; diğer dillerde de aynı; Yenis. ak – beyaz (ve beyaz saçlı); Hak. ax, diğerlerinde – ak; Yenis. al – 1) al veya ala – rengarenk, alaca, çizgili; 2) almak; Tuva. 1) kıp-kızıl, çıs-kızıl – al al, ala, alaca, çizgili, 2) al- – almak; Kırg. 1) açık kızıl – al, ala, rengarenk, 2) al- - almak; Hak. 1) alay – al, ala, alaca, rengarenk, 2)al- – almak; Şor. 1) ala – rengarenk, alaca, çizgili, 2) ala- – almak; Alt. 1) kan kızıl – al, 2) al- – almak; Yenis. alp – bahadır, pehlivan, büyük kahraman; Kırg. “alp”; Hak. , Şor. “alıp”; Tuva. “maadır”; Yenis. altun – altın; Tuva. “aldın”; Kırg. , Hak. , Şor. ve Alt. “altın”; Yenis. kel-, kil- – gelmek; Hak. “kil-”, diğerlerinde “kel-”; Yenis. kir- – girmek; diğerlerinde “kir-” (Hak. “kír-”); Yenis. ün – ses; diğer dillerde de aynı şekilde; Yenis. öl- – ölmek; diğer dillerde de aynı şekilde; Yenis. ton – elbise, kürk; diğer dillerde de aynı şekilde; Yenis. uya – yuva; diğer dillerde de aynı şekilde; Yenis. et- – yapmak; diğerlerinde de aynı şekilde (Hak. it-)
2. Her altı dilde de tekrarlanan, doğal fonetik ve ve kısmen anlamsal değişikliklere uğrayan kelimelerden örnekler: Yenis. agıl – ağıl; Tuva. aal – köy; Kırg. , Alt. ayıl; Moğol. ayl – köy, aile, avlu, ev işleri; Yenis. adak – ayak, aşağı, son; Tuva. adak – bir şeyin alt kısmı, aşağı, son; Kırg. ayak – ayak, son; Hak. azax; Şor. azak; Alt. ayak(diyalektlerde); Yenis. adas, adaş – arkadaş, dost, ahbap; Kırg. ayaş; Tuva. attaş – adaş; Hak. adas – adaş; Şor. adaş – adaş; Yenis. adır- – yoksun bırakmak, ayırmak; Tuva. adır-; Hak. azır-; Şor. çar-; Alt. ayrı-; Kırg. ayır- – ikiye ayırmak, kesmek; Yenis. adırıl- – uzaklaşmak, ayrılmak(ve ölmek), ayrı olmak; Tuva. adırıl-; Kırg. ayrıl-; Hak. azırıl-; Şor. çarıl; Alt. d‘adakal-; Yenis. ben – ben; Hak. min; diğerlerinde men, Yenis. yer, yir – yer; Tuva. çer; Kırg. cer; Hak. çir; Şor. çer; Alt. d‘er; Yenis. otuz – otuz; Tuva. üçen; Kırg. otuz; Hak. otıs; Şor. odus; Alt. odus; Yenis. saç – saç; Kırg. çaç; Hak. sas; Şor. şaş; Alt. çaç; Tuva. çaş – saç örgüsü; Yenis. ekiz – iki, ikiz; Tuva. iyis; Kırg. igiz; Hak. ikis; Şor. iygis; Alt. igis vb.
3) Belirgin anlamsal değişikliklere uğrayan kelimeler: Yenis. ag- – yükselmek, dağa çıkmak; Kırg. , Tuva. ak- – akmak; Hak. ah- – akmak; Yenis. az-, azı- – sağır olmak, görmemek, duymamak; Tuva. , Şor. as- – kaybolmak; Kırg. as- – dolaşmak; Yenis. akun – akın; Tuva. agım; Kırg. , Hak. , Şor. agın – sel, akıntı, eyim; Yenis. ig – toka, asma; Hak. igmen – kadınların gömleklerinin omuzlarındaki şerit(süs için); Yenis. ingen – deve; Tuva. iñgen – dişi geyik (fakat eñgin – deve); Yenis. tutug – rehin; Hak. , Şor. tudıg – avlanma, gecikme; Yenis. eçin- – saygılı olmak, saygı duymak; Hak. , Şor. açın- – acımak, ilgilenmek ve benzeri kelimeler.
4) İncelemekte olduğumuz modern dillerde korunmamış veya konuşma dilinde kullanılmayan fakat Yeniseyce’de bulunan kelimeler: akı – cömert ayı – torun, yeğen balbal – heykel, taş tokmağı basık tagım – 1) hendek, ses yarığı; 2) çene budun – halk iñez- – tereddüt ederek yaba – nafile yotuz – karı ködik – iş narsügür – hizmetçi sab – söz egriteb – at örtüsü, halı vb. Bu gruba, kullanımdan düşmüş unvan ve rütbelerin, eski özel isimlerin ve etnonimlerin büyük bir bölümü girmektedir. Yenisey anıtlarının kelime hazinesi çok az sayıda kök durumundaki kelimelerle temsil edilmiştir. Bunların yapılarını anlamak için kök hâlindeki cins isimler (yukarıda ele aldığımız etnonimler ve unvanlar hariç) ve bazı sözlerle birlikte anlam olarak biraz farklılık gösteren az sayıdaki türemiş gövdeler ele alınmıştır. Analizde tam olarak 379 tane Yeniseyce kelime kullanılmıştır Çağdaş dillerdeki olgulara göre bunlar aşağıdaki verilerle karakterize edilmektedir.
İncelenmekte olduğumuz çağdaş dillerdeki Yeniseyce kelimerin sayısı: Diller | Korunan kelimeler | Kullanımdan düşenler | Anlamsal değişikliklere uğramayanlar | Toplam | Anlamsal değişikliklere uğrayan | Toplam | Belirgin fonetik değişikliklere uğramayan | Doğal fonetik değişikliklere uğrayan | Tuvaca | 87 | 141 | 228 | 26 | 254 | 125 | Kırgızca | 118 | 131 | 249 | 12 | 261 | 118 | Hakasça | 56 | 182 | 238 | 25 | 263 | 116 | Şorca | 73 | 169 | 242 | 23 | 265 | 114 | Altayca | 83 | 133 | 216 | 8 | 224 | 115 |
Not: Tablonun birinci sütununa şu şekildeki kelimeler de dahil edilmiştir: a) Tuva dilinde kelime başında “d” yazılan fakat “t” olarak telaffuz edilen, b) çağdaş dillerde e – i , o – u, ö – ü doğal karşılıkları içeren (“il” ve “el” - halk), c) değişik derecelerde dudaksıllaşan dar ünlülü kelimeler. Son iki kullanış Yenisey dilinin ağızlarında da görülmektedir. İncelenmekte olan çağdaş dillerde anlamsal ve fonetik değişikliklere uğramayan Yeniseyce kelimelerin korunma derecesini aşağıdaki gibi gösterebiliriz: 1. Kırgızca (118) 2. Tuvaca (87) 3. Altayca (83) 4. Şorca (73) 5. Hakasça (56). Aynı zamanda fonetik değişikliklere uğrayan Yeniseyce kelimeler en çok Hakas dilinde karşımıza çıkmaktadır (182, Kırgızcada ise 131). Arkaik (Yenisey) öğelerin toplam sayısı Tuva, Kırgız, Hakas ve Şor dillerinde hemen hemen aynıdır (265, 263, 261, 254 kelime). Altay dilinde ise bu sayı daha da azdır (224). Fakat her dildeki arkaik öğelerin korunma derecesiyle ilgili soruyu sadece bu verilere dayanarak değil başka bilgileri de göz önünde bulundurarak cevaplamak gerekir. Türk dillerinin kelime hazinesi kendi gelişim süreçleri içerisinde zamanla bir kaç katına çıkmıştır. Çünkü bu dillerin taşıyıcılarının yaşam şartları değişmiştir. Kelime hazinesinin genişlemesi hem kendi yaratıcılıkları hem de başka dillerden aldıkları kelimeler sonucunda olmuştur. XIII-XV. yüzyıllarda ve daha sonraki dönemlerde Türk dillerine çok sayıda Moğolca kelime girmiştir. Örn. : Tuva. “nom – kitap”, “nam – parti”, “agaar – hava, gaz”, “alban – hizmat”, “süge – balta”, “çapsar – ara”, “bölgüm – grup, toluluk”, “bürgeg – kapanık”, “nugu- – buruşturmak”, “bürütke- – kaydetmek”. Hak. “örge ( < orgoo) – saray”, “mindír ( < mender) – dolu”, “saxsarga ( < segsuurge) – kuzu kürkü”, “xuragan (< xurgan) – kuzu”, “purtax ( < burtag) – kirli”, “xaxsa- ( < xagsax-) – çatlamak” Alt. “üre- – dağıtmak, har vurup harman savurmak, mahvetmek”, “selit- ( <seldü-) – değiştirmek”, “şıla- (< şılga-) – sorgulamak, denetlemek, kontrol etmek”, “key – hava, rüzgar”, “töl – kuşak, soy”, “tura – şehir, kale”, “emegen – ihtiyar kadın, karı”, “tübek – endişe”, “too (< toga) – nicelik, sayı”, “çagan – beyaz”, kamık (< xamug) – tüm, her şey” vb. Kırgız dilinde de az sayılmayacak ölçüde Moğolca kelime bulunmaktadır. Moğolca unsurlar Türk dillerine değişik dönemlerde girmiştir: Eski dönemlerde (Yenisey öncesi) , XIII. yüzyılda ve Cungar Hanlığı’nın genişlediği dönemlerde. Tuva diline ise XX. asrın ortasına kadarki dönemde girmiştir. Yenisey döneminden sonra Türk dillerinde Moğolca kelimelerin sayısının önemli derecede arttığını ifade etmeliyiz. Hakas ve Altay dillerine bazı Arapça – İranca kelimeler girmiştir. Örn. Altay dilinde: “agıl – akıl, mizaç, hâl ve gidiş”, “samın – sabun”, “saat – saat, vakit”, “kat – mektup”, “kalık – halk”, “baa – fiyat”, “ok taarı – barut, av azıkları”. Hakas dilinde: “mal” – hayvan”, “sabın – sabun”, “xabar – haber, söylenti”, “paa (< baha) – fiyat”, “xuday – tanrı”.87 Kırgızlar Tyan – Şan’da Tacik, Özbek vb. halklarla sıkı temasta bulunup çok sayıda Arap ve İran kökenli kelime beninsediler. Örn. “depter – defter”, “kitep – kitap”, “ilim – ilim”, “paxta – pamuk”, “cin – cin”, “düm – kuyruk”, “kerik – gergedan”, “nan – ekmek”, “kayrat – gayret”, “selde – sarık”, “tartip – tertip, düzen”, “urmat – hürmet” vb. İncelemekte olduğumuz dillere Çin, Tibet ve bazı başka dillerden kelimeler girmiştir. Türk halkları Rusya’ya katıldıktan sonra Türk ve Rus halkları arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkilerin artması sonucu bazı Rusça kelimeler fonetik değişikliklere uğrayarak benimsenmiştir. Örneğin, Kırgızcada “dogo (duga) – yay”, “baderke (vederko) – kova”, “bölkö (bulka) – çörek” vb. Geçen yüzyılın atmışlı yıllarından beri, yani Kırgızistan’ın Rusya’ya katılmasından Ekim Devrimi’ne kadar olan dönemde yukarıdakilere benzer nitelikte yüze yakın kelime Kırgız diline girmiştir. 19. yüzyılın ortalarında başlayan Tuva – Rusya ilişkileri sonucunda Tuva diline aşağıdakilere benzer nitelikte kelimeler girmiştir: “sıydoluka (sidelka) – hasta bakıcı”, “mooca (vojji) – dizgin”, “bödüree (vedro) – kova”, “sapık (sapog) – çizme”, “saraat (zarod) – kuru ot tınazı”, “koçol (kotel) – kazan”, “kalaçık (kalaç) – kalaç” ve birtakım başka kelimeler. Devrim öncesi dönemde Altay diline giren Rusça kelimelerden bazı örnekler: “sakon (zakon) – kanun”, “markov (morkov) – havuç”, “pedrek (vedro) – kova”, “samavar (samovar) – semaver”, “butulka (butılka) – şişe”, “boçko (boçka) – fıçı” vb. Hak. “çaynik”, “ıstan (ştanı) – pantolon”, “ıstul (stul) – sandalye”, “pool (pol) – taban” “sanabar (samovar) – semaver”, “klüs (klyuç) – anahtar” vb. Buna benzer kelimeleri Şor dilinde ve başka dillerde de bulmak mümkündür. Büyük Sosyalist Ekim Devrimi’nden sonra SSCB halkları devlet sistemine sahip oldular ve komünist bir topluluk kurmaya başladılar. Önceleri yazı dili olmayan Rus Çarlığı halklarının çoğunun dilleri yazı dili hâline geldi. Sovyetler Birliği insanının eski dünya görüşü değişti, ufukları ölçülemeyecek derecede açıldı, yeni üretim alet ve araçları, yeni yaşayış biçimleri ortaya çıktı, bilimin temelleri kavrandı, endüstri alanında yeni bilimsel kavramlar ortaya çıktı, tarımda yeni teknolojik aletler kullanılmaya başladı. Sovyet insanlarının faaliyetleri SSCB halklarının ana dillerine yansıdı. Onların kelime hazineleri ilk olarak iç kaynaklarla, ikinci olarak başka dillerden – genelde Rusçadan – alınan kelimelerle zenginleşti ve bugün de zenginleşmeye devam etmektedir. Böylece kendi kelimelerinin anlamı bazı durumlarda daralmış ve bazı durumlarda da genişlemiştir. Edebî diller diyalekt ve şivelerden çok sayıda kelime benimsediler. Eski kelime ve ekler kullanılarak yeni kelimeler türetildi (Kırg. “uçkuç – pilot”, Tuva. “ederinçi – uydu” vb.). Eski düşünceleri ifade eden kelimelerin bir kısmı da artık kullanımdan düşmüştür. Aynı zamanda Rus dili SSCB halklarının dillerinin zenginleşmesinde kuvvetli bir kaynak oldu. Benimsenen kelimelerin çoğu toplumsal-siyasal (meclis, inkılap, sosyalizm, millet vekili, komünist vb.), teknik ve bilimsel (araba, tribün, traktör, hipotez, matematik, ürün, radyo, telefon vb. günlük hayatta kullanılan kelimeler), üretim ve muhasebe (rapor, gider, kredi vb.) ve kültürel alandaki terimler ve çok sayıda bazı başka kelimelerdir. Bazı fonetik değişikliklerle benimsenen ve yazılışı Rusçaya yakın olan kelimelerden bazıları Ruslarla sıkı ilişkiler sonucunda asıl şekillerini almıştırlar. Örn. : Kırgızcada “traktır” yerine artık “traktor”, “fabirik” yerine “fabrika”; Tuvacada “marşına” yerine “maşina”, “erevdüüs” yerine “revolyutsiya” vb. Rusçanın rolü aşağıdaki şekilde açıklanmaktadır: Rus halkı değişik alanlardaki başarılarını SSCB halklarıyla paylaştı, Ekim Devrimi’nin gerçekleşmesinde aktif rol oynadı, Lenin’in eserleri Rusça yazılmış, Marks ve Engels’in eserleri ise Rusçaya çevrilmiştir. Rus dili SSCB halklarının uluslar arası arenada millî dil oldu. Rus dilinin ve yeni kelimelerin benimsenmesi, millî dilin kelime hazinesinin yerini almamakta aksine onu tamamlayıp zenginleştirmektedir. Aynı zamanda ortak unsurları artan SSCB halkları dillerinin yakınlaşmasına yardımcı olmaktadır. Türk dillerinin kelime hazinesinin genişlemesiyle, özellikle Ekim Devrimi’nden sonra, Yeniseyce kelimelerin oranı önemli derecede azalmıştır.
|