Tercüme ettiğimiz bu eserde bugünkü Tuva, Kırgız, Hakas, Şor ve Altay dilleri ile Yenisey anıtlarının dili karşılaştırılmış, aralarındaki ilişkiler ve bu ilişkilerin dereceleri ortaya konmuştur. 
  Eserde, morfolojik özelliklerinden dolayı Kırgız ve Tuva dilleri üzerinde daha fazla durulmuştur. Ele alınan altı dildeki fonetik olayların rahat bir şekilde anlaşılabilmesi için kelimeler tek bir transkripsiyon alfabesiyle verilmiştir. Kullanılan transkripsiyon alfabesi eserin girişinde sunulmuştur.

Bazı Detaylar Yazdır e-Posta
Önceden yayımlanmış metinlerle Yenisey anıtlarındaki asıl metinleri karşılaştırdığımızda görüyoruz ki bu metinlerin kaydedilişinde bazı yanlışlıklar yapılmıştır. 
Bu durum araştırmacıların bazı anıtları direkt olarak gözden geçirme fırsatı bulamamaları, başkaları tarafından yapılan yazıya aktarımları (estampajları) kullanmak zorunda kalmaları ile açıklanmaktadır. 
Balballar zamanın etkisine maruz kalmışlardır. Üzerlerindeki yazıların çoğu düzleşmiş, bozulmuş veya madenlerle kaplanmıştır. Bu yüzden balballar iyi görünmemekte ve estampajlarda izleri kalmamaktadır. Çoğu zaman araştırmacılar yazılardaki bazı harfleri hatta kelimeleri tahmin etmek zorunda kalıyorlardı. Bundan dolayı çeviride onların değişik yorumları, tutarsızlıkları vb. ortaya çıkmaktadır. 
Aşağıda 1961 yılının yazında gözden geçirdiğimiz Tuva anıtlarının bazılarını ele aldık. 


Öök-Tarlag’daki 1 numaralı anıt
“El” kelimesi ve onun türevlerinde “B2L2 “olarak değil “EL2” olarak verilmiştir. Taşın kenarına denk gelen ikinci satırın sonu kırılmıştır. 
En son “R2T2M” (ertim) – idim kelimesi görünmüyor. Yan tarafında “B2G2E” verilmiştir. 
Öök-Arcan’daki 2 no’lu Anıt
Birinci satırda “mar” kelimesinin varlığı şüpheli olup yayımda şöyle verilmiştir:
B2 Ş M (M:R) I M Z Ş D M(Z)
Taşta şu şekilde gözükmektedir:
E Ş M ? ? M : Z Ş D M
Burada soru işareti ile belirtilen harfler değişik şekilde okunabilir: RI, RY, ÜG2 “eşim, ögimiz, şadım” – dostum, hükümdarımız, şadım okunabilir. 
Öök- Turan’daki 2 no’lu Anıt
1886- 1887 yılları arasında İ. G. Funtikov tarafından, kendi arazisinin toprağını sürdürürken bulunmuştur. Balbal, içinde altın ve gümüş eşyaların olduğu mezarın üstündeydi. Ekim Devrimi’nden sonra uzun zaman Kızıl’da şehir kütüphanesinde kaldı. Daha sonra K. İ. Çernenko ve T. M. Skakova’nın bize sevinçle verdikleri habere göre “Altmış Bahadır”adındaki yerel müzeye teslim edilmiştir. 
Anıtın yüksekliği 2,35 metredir. Bu anıt başlangıçta, üzerinde geyik ve başka hayvanların tasviri bulunan bir geyik taşıydı. Tacında ise, çizgisi aşağıda olan bir halka, gerdanlık ve üç kertik vardı. 
Daha sonraları karşılıklı iki tarafına üç satırdan oluşan eski Türk yazısı yazılmıştır. 
1. ve 2. satırlar çok iyi görünmekte olup hatasız neşredilmiştir. Karşı tarafındaki yazı ise iyi korunamamıştır (4. ve 6. satırlar). 
Kezek- Hüree’deki Balbal
L. A. Yevtyuhova ve S. V. Kiselev tarafından bulunmuştur. Yazı yine geyikli taşa yazılmıştır. Fotoğrafı P. A. Goltsev tarafından çekilmiştir. (Bu sayfada verilmiştir). Balbal boz kum taşından yapılmış olup yüksekliği 220 cm. , genişliği ise 22-32 cm. dir. 
Şimdi sadece “R2 T I K…” (Er atı K…)- onun kahraman ismi K… ele alındı. 
Eleges’teki Anıtlar
Eleges’te bulunan (Türkoloji kaynaklarında çoğu zaman Eleges yerine “Elegeş” diye geçmektedir) üç anıttan biri S. Y. Malov’un “Türklerin Yenisey Yazısı” (Yeniseyskaya pis‘mennost‘ tyurkov) adlı kitabında 10 numara ile yayınlanmış olup Minusinskiy Müzesi’ndedir. 
Diğer iki metin S. Y. Malov’un “Moğolistan ve Kırgızistan’daki Eski Türk Yazılı Anıtlar” (Pamyatniki drevnetyurkskoy pis‘mennosti Mongolii i kirgizii) adlı kitabında yayınlandı. Onlar “Eleges’teki birinci anıt” ve “Eleges’teki ikinci anıt” diye adlandırılmışlardır. Detaylı okunuşu ve çevirisiyle birlikte bu anıtlardan birincisi “ Tuva Dil, Edebiyat ve Tarih İlim Araştırma Enstitüsü’nün İlmî Yazıları” IX. sayısında Z. B. Aragaçi tarafından tekrar yayımlanmıştır. Diğer metnin betimlenmiş şekli S. Y. Malov’a L. A. Yevtyuhova tarafından teslim edilmiştir. Yayınlanan metin, anıtın resmi ve orijinali karılaştırıldığında anlaşılıyor ki, onlar arasında büyük farklılıklar vardır. 
Birinci satırda “BLTM” yerine “BULTK2” gözükmektedir. Belki de olması gereken “M”nin bir çizgisi kesilmiş olabilir. 
Köjeelig- Hovu’daki Anıt
Ucaar ve Boom dağlarının arasında Ecim nehri yakınlarında bulunmuştur. S. Y. Malov’un eserinde 45 numara altında yayımlanmıştır. Anıtın genel görüşü şöyledir:

 
 
Yazı sağ taraftaki taşa yazılmıştır. Onun yüksekliği 2 metredir. Harflerin büyüklüğü 2, 4, 6 cm. dir. Yine 1962 yılında Z. B. Aragaçi taşın sol ucunda yer alan yazının bir kısmını tespit edebilmiştir. 

Özellikle: L Z U K2 Ü M L2 B2 G2 Ü K2 Ç2 B U L (T M)… (lzu Kümül beg ö keçi botlum…) – ben Kümü Beyin dayanağı, ağabeyi idim. 
Metnin geri kalan kısmındaki bazı kelimeler detaylarlaştırılmaya muhtaçtır. 

Telee nehrindeki 46 numaralı anıt
Buura, Ulug-Dag, Kadır-Eegi dağları etrafında, Ecim (Yenisey’in sağ kolu) ve Telee Nehirleri arasında ( Telee’den 1 km uzakta), yanında yazısız üç balballa birlikte bulunmaktadır. Balbalın yüksekliği 210 cm olup rengi yeşilimsidir. Harflerin büyüklüğü 11 cm’ye kadar çıkmaktadır. 
İkinci ve dördüncü satırların okunuşu şöyledir:
2) Ögüne tutuk er erdemi üçün elime tapdım – Ögüne tutuğun kahramanlığı için devletime hizmette bulundum. 
4) Buñum yok – Benim kederim yoktur. 
45 ve 46 numaralı anıtların (Ecim ve Telee’deki) aranmasında Bayan-Kol’daki Hural kolhozunun üyesi 65 yaşındaki Toñgak Demir-Haya bize yakın ilgi ve alaka göstererek kılavuzluk etmiştir. 
Barık’taki anıtlar
Yayınlanırken onların bulunduğu yer olarak Barlık nehri (Tuva’nın batısında) kenarı gösterilmiştir. Aslında onlar Barlık nehri etrafında değil Barık nehrinin (Tuva’nın merkezinde İyi-Tal köyünün 11 km. güneyinde) sol tarafında bulunmakta idi. 
Balbalların yerleşim düzeni şöyledir: Kıyı tepelerinin kuzey kısmında iki, onlardan 300 m güneyinde üç ve bu iki gruptan 200 m uzaklıkta damgalı fakat yazısız olmak üzere bir balbal. 
İki balbaldan oluşan birinci grupta birisi yatay, diğeri ise dikey durumdadır. 
 
Dikey olan balbaldaki 5 numaralı metin korunmuştur. Yatay balbalda ise 8 numaralı metnin kalıntıları bulunmaktaydı. (İkinci satırdan “K U n ç Y”kelimesi). 
İkinci gruptaki (3 balbaldan oluşan) iki metin yazılı durumdadır. (Soldaki ve ortadaki taşta). Diğeri ise yazısızdır. 
 

5 numaralı anıtta birinci ve üçüncü satırlar iyi görünmemektedir. 
Beşinci anıttaki yazının içeriği aşağıdaki gibi gösterilebilir:
Transliterasyon:
1) R2 R2 D2 M I : T M S U Z T (N)… R2 D2 M I G2 U Ñ…
2) Ü Z Y2 I G2 N2 L P T U R N : L T I B (G) B U D (N) D A (L) E G2 I R2… L T I…
3) B2 G2 R2 K2 M A S2 Z M A : D R L D M…
Okunuşu:
1) Er erdemi atım… erdemi, eg, uñ…
2) Öz – Yigin Alp Turan. Altı bag budunda (l) yegirmi altı…
3) Beg erkime, sizime adırıldım…
Çevirisi
1) Benim kahramanlık adım. . . . . yiğitlik, pusat,. . . 
2) Ben Yigin Alp Turan. Altı tanrıdan oluşan halkımda, yirmi altı…
3) Kendi iktidarımdan kaçarak, ben sizden ayrıldım…
Altı numaralı anıtın yazısı iyi korunmamıştır. Birinci ve ikinci satırda birkaç harf aşınmış fakat bu, yayınlanan metnin onarılmasına engel değildir. 
Üçüncü ve dördüncü satırlar önemli derecede büyük değişikliklere uğramıştır. Onlardan kalanlar: 
3) …. . Ş U Z…. . R2 D2 I M …. . R2 D2 
4) …. . K I K U n ç Y M …. . D R L D M (P) M (A). 
Yedi numaralı anıtın metnine değinecek olursak o, özel düzeltmelere ihtiyaç duymamaktadır. 
Burada metin sadece anlamına bakılarak, iki harfin çizilmesi ile kolayca onarılabilir. 
Sekiz numaralı metin neredeyse tamamen aşınmıştır. İkinci satırda “K U n ç (Y)M” – Benim prensesim okunabilmektedir. Bu satırın kalan kısmının içeriği birinci ve üçüncü satırlarda olduğu gibi yayınlanmış yazıya bakılarak tahmin edilebilir. 
İyi – Tal kasabasında Tülüş Çambaa Sandiyeviç, Barık vadisinde bizlere eşlik etti ve anıtları bulmamıza yardımcı oldu.





 


 

Ottuk-Daş’taki ikinci anıt
Ottuk-Daş’ın iki km. doğusunda neredeyse tam yolun kenarında yer almakta idi. Zamanın etkisine maruz kalmış üzerinde mineral katmanlaşmalar oluşmuş ve yazı neredeyse silinmiştir. 
Sadece bazı harf ve damgalar görünmektedir. 
Okunuşu:
Inal…
Kara-Tal (Çaa-Höl) anıtları
Üzerinde farklı harfler bulunduran üç balbalı (No: 14, 20, 21) ve yıkıntılarını araştırma imkânı bulduk. 
Bu balballar Çaa-Höl anıtları grubuna girmektedir. Tam olarak Kara-Tal kasabasında bulunuyorlar. 
Balballarla ilgili bilgileri Kızıl Pedagoji Enstitüsü’nde görevli Doç. Ş. Ç. Sat’tan aldık. Bütün anıtlar çok yıpranmış olup bazı satırların parçaları yıkılmıştır.
Birinci balbal ile 14 numaralı anıt, üçüncü satırlarının ilk kelimelerine ve ikinci satırlarının son kelimelerine göre birbirini tutmaktadır. Ancak orijinali ile yayındaki harf sayısı ve birinci satırın içeriği birbirini tutmuyor. 
Güney tarafında: “T2 Ñ R2 I E L2 M” (teñri elim) – benim gök devletim
Doğu tarafında satır sonunda: “B2 K2 M D2 M” (bökmedim) – ben doymadım. 
Kuzey tarafında: “E L2 Ç I” (elçi) – elçi. 
20 numaralı metinde aşağıdakiler açıkça görülmektedir:
1) T Ü R2 (?) …. . L N. . . . . (Tört…. .) – dört. 
2) K2 Ü L2 G2 P A B2 N2 (Külüg apa ben) – ben Külüg apa ya da nam sahibi baba. 

 
 

43 ve 44 numaralı anıtlar
Bu anıtlar “Kızıl-Çira’dan Birinci Anıt” ve “Kızıl-Çira’dan İkinci Anıt” adları ile yayınlanmıştır. 
Bu anıtlar Yenisey’in sağ kıyısında, Bayan-Kol nehrinin doğusunda, Moygın vadisinde Ak-Dag ve Ak-Şançı tepelerinin arasında bulunmaktaydılar. 
S. Y. Malov’un “Moğolistan ve Kırgızistan’daki Eski Türk Yazılı Anıtlar” (Pamyatniki drevnetyurkskoy pis‘mennosti Mongolii i Kirgizii)adlı eserinde tekrar yayınlanmıştır. (sayfa 68-70)

Birinci anıt (43 numaralı) 170 cm. yüksekliğinde olup kızılımsı kum taşından yapılmıştır. Geniş kısmı güneydoğuya bakmakta idi(metnin asıl kısmı). Sol yan yüzünde yine bir satır yazı vardır. Harflerin boyutları değişiktir: 3, 8, 11, 12 cm. dir. 42. sayfada görünüşü verilmiştir. 
“Türklerin Yenisey Yazısı” (Yeniseyskaya pis‘mennost‘ tyurkov) adlı kitabın 79. sayfanın 6. satırında yan yüzeydeki yazı gösterilmiştir. 
Bütün yazının tam tasviri “Moğolistan ve Kırgızistan’daki Eski Türk Yazılı Anıtlar” (Pamyatniki drevnetyurkskoy pis‘mennosti Mongolii i Kirgizii) kitabında verilmiştir. 
182 cm. yükskliğindeki 44 numaralı anıtın yüzü Yenisey’e bakıyordu. Sağ tarafında ise üzerinde yazı bulunmayan balbal yatık bir şekildeydi. 
43 numaralı anıtın 350 metre uzağında, kuzey-kuzeybatısında bulunuyordu. Anıtın ikinci yayını orijinaliyle birbirini tutuyor. Ancak üçüncü satırın sonunda “Y T A” (yıta) –hayhat!'ı görebiliriz. 
H. Velikiy Hural adlı kolhozun üyesi, Bayan-Kol kasabasında yaşayan Havalıg Çamzırın bize balbalların bulunmasında yardımcı oldu. 

Kara-Sug anıtı (No 9)
Çok fazla aşınmış durumdadır. Sadece 3. satır okunabiliyor: (R) D A B2 Ñ Ü S2 Ü Y K R2 M Ş Y L nd Y Ü Z L2 G2 D2 “rda beñgüsü yok ermiş yılında yüz eligde”. S. Y. Malov’un çevirisine göre: …r da…beñüsü yok ermiş yılınd(a) yüz eligd(e)… - onun anıtı yüz ellinci yılında değildi…
4. satırda: …. . M(=B2?) … N S2 M K …. . görülüyor. 

Sargal-Aksı’daki yeni anıt (Tuva bölgesindeki Kaa-Hemski’de)
1961 sonbaharında Z. B. Aragaçi tarafından keşfedildi ve açıklandı. Tuva SSMC’nin doğu kısmındaki ilk anıttır. Yüksekliği 150 cm. olup 5 yüzü vardır. Güneybatı tarafında 3 satır yazı vardır. 

Transliterasyonu:
1) S2 Z K2 nç : B2 : B2 Ü K2 M D2 M
2) T U K Z : Y Ş D A : T U G L G K N K A : T P D M R2 D2 I (M)
3) B2 I L2 M D2 M : B (U) Ñ M : U (N) R2 (M) S2…


 

 Okunuşu:
1) Siz, ökünüç eb bökmedim. 
2) Tokuz yaşda Toglug kanka tapdım erdim. 
3) Bilmedim buñım. On ermiş…

  Çevirisi:
1) Ben size doyamadım, benim kederli evimin
2) Dokuz yaşımda ben Toglug Hana hizmet etmeye başladım (ya da Bunçuc Hana)
3) Hiç kaygı görmedim. On idi…
(Tuva Dil, Edebiyat ve Tarih Enstitüsü “Bilgi Notları” X. 1962)

Herbis-Baarı anıtı
S. İ. Vaynşteyn tarafından bulundu. A. M. Şerbakov tarafından Tuva Dil, Edebiyat ve Tarih Enstitüsü “Bilgi Notları” IX. sayısında “Taştaki Yeni Runik Yazı” (Novaya runiçeskaya nadpis‘ na kamne) adıyla yayımlandı (sayfa 238-241). 
İkinci satır ters yönde yazılmış. Yazıda verilen damga orijinalinden farklıdır. 
Burada metinler ön nitelik taşımaktadır. Çünkü çevre şartları, özellikle de güneş yansıması balbaldaki yazıların rahat bir şekilde incelenmesini engellemekteydi. 
Bazen güneşin yan ışınlarını bekleme fırsatı bulunmamakta idi. Uygun ışık efektleri altında yazıları daha iyi okuyup daha açık ve kesin olarak belirleme ihtimali de yok değil. 


 
 


 
Sitedeki "Eski ve Bugünkü Yenisey Dili" adlı kitabın içeriği kaynak gösterilmek şartı ile kullanılabilir. İletişim