| Anıtların Dilindeki Ağız İzleri |
|
|
|
Türkologların çoğu incelenmekte olan anıtlardaki aynı kelimelerin yazılışındaki farklılıklara dikkat çekmişlerdir.
Bu konuyla ilgili aşağıdaki ifadeler önem arz etmektedir: 1. 6, 15, 26, 29, 31, 32, vb. numaralı Yenisey anıtlarında, Suci anıtında , Köl Tigin, Mogilyan, Tonyukuk, Moyun Çur (Uygur dilinde) anıtlarında, Hoyt Tamir’de bulunan 4, 5 ve 9 numaralı anıtlarda, Talas anıtlarında (Talas çubuğunda ve 1 numaralı metinde ) “e” yerine “i” kullanılması. Tersine, Yenisey anıtlarının çoğunda, Küliç Çor ve Ongin anıtlarında ise “i” yerine “e”ye rastlamaktayız. Örnek: I L2 = il – devlet, kabile birliği (Köl Tigin Anıtında) ve E L2 = el (bazı Yenisey anıtlarında). Şartlı olarak (dolaydı bilgilere dayanarak) Küliç Çor ve Ongin anıtlarında yansıtılan ağız ikinci gruba (“e”nin korunması dolayısıyla) aittir. Birinci gruptaki anıtlarda (I L2 = il belirtisi nedeniyle) rekabet eden örnekler olarak şunları verebiliriz: B2 I R2 = bir (bk. “ber”) – ver (Köl Tigin anıtında), B2 I S = bis (Tonyukuk anıtında “beş – beş” yerine), I K2 I = iki (bk. E K2 I = eki – iki; her iki şekil Yenisey anıtlarında da verilmiştir). Bir anıtta aynı kelime iki farklı şekilde de yazılmış olabilir. Bazı kelimelerde kurallara uygun olarak “e” yerine “i” kullanılması Tatar, Başkırt (ike – iki), Hakas (iki) ve Tuva (iyi) vb. çağdaş dillerde tipik bir örnektir. Aynı zamanda başka dillerde “i” yerine “e” de kullanılmaktadır (eki). 2. Yenisey anıtlarının çoğunda (B2 Ş = beş – beş; K2 I Ş I = kişi – kişi, adam, kadın, karı), 1 numaralı Talas anıtında (I Ş N2 K2 A = işinke – arkadaşıma), Talas çubuğunda (Ş = eş, iş – arkadaş), Çarışça’da ve Podkunince’de korunan Ş = ş’nin kullanılması. 8, 11, 32 numaralı Yenisey anıtlarında, Suci anıtında ve bazı başka anıtlarda ilginç bir duruma rastlamaktayız: beklenilen “S” yerine “Ş” yazılmıştır. Örnek: Ş N Ş Z (S N S Z = sansız yerine) – sayısız, Ş U R U G (S U R U G = sorug – soruşturma yerine). Bu olguların A. S. Kanyukova tarafından Çuvaş dilindeki diyalektik belirtilerle karşılaştırılması ilginçtir. Örneğin: “su” ve “şu, şuv” – su (eski “sub” kelimesinden) vb. Köl Tigin anıtında “B2 I Ş = beş – beş” (T Ş = taş – taş gibi) bulunmakta ve bunun yanı sıra “B2 I S2 NÇ = bisinç – beşinci”ye de rastlıyoruz. Aynı yerde –MŞ, -MS eklerinin iki variyantı kullanılmıştır. Bu anıtta genelde “Ş” yerine daha çok “S” kullanılmıştır. (I S2 =is – iş, emek; K2 I S2 I = kişi – insan, kadın). Şartlı olarak bunu, Bilge Kağan (B2 I S2 = bis, “beş” yerine), 26, 32 numaralı Yenisey, Tonyukuk (S2 = is – iş, emek, Ş yerine), Küliç Çor, Ongin ve Hoyto Tamir anıtlarında yansıtılan “s ağzına” katabiliriz. Aynı gruba 3 numaralı Talas anıtını da katabiliriz. 26 numaralı Yenisey anıtında “s” ve “ş”ye örnek vardır: Y S2 N T A = yasınta, yaşınta – yaşında; T2 G2 M2 Ş = tegmiş – ulaştı, dokundu, oluşturdu). Moyın Çor dört şekli vardır: “Ş” (bazı diğer anıtlardaki gibi, örneğin: B Ş = baş – baş, patron), “S2” (anıtların bazılarında “Ş” yerine, örneğin: B2 I S2 nç = bisinç – beşinci, “beşinç” yerine), “S2” (diğer anıtlarda da olduğu gibi; S2 Ü = sü – ordu) ve “Ş” (diğer anıtlardaki “S” yerine; Ş nç D M = şançdım – yendim). Ancak yukarıda belirttiğimiz anıtların bazılarında “Ş” belirtisi kullanan kelimelere rastladığımızı ifade etmeliyiz: 1) Y I Ş = yış – orman ve dağlar: Y Ş = yaş – yaş (Bilge Kağan anıtı); 2) Ş D ? şad, T Ş = taş – taş (Tonyukuk anıtı) vb. Bilge Kağan anıtında iki paralel yazılış var: K2 I Ş I ve K2 I S2 I – adam. Bu durum, incelemekte olduğumuz metinlerde ağızların tam olarak yansıtılmaması ve yeni oluşmaya başlayan yazı geleneğinin ortaya çıkması yüzünden ağızların izlerinin bu metinlerde yer almasıyla açıklanabilir. “S” belirtisi çağdaş Kazak, Karakalpak, Hakas, Yakut (kendi kurallarına göre) dillerine özgüdür. Kırgız, Dağlı-Altay, Uygur, Özbek, Türkmen, Türk, Tuva dillerinde onun yerine “Ş” kullanılmaktadır (Yenisey yazıtlarının çoğunda olduğu gibi). 3) 1. tekil şahıstaki (ben – ben) “B2=b”nin korunması: Diğer bazı kelimelerde geniz ünsüzünden önce korunduğu gibi (B2N2=ben – ben, BUÑ=buñ – keder, B2ÑG2Ü=beñgü – ölümsüz). Bu olay Yenisey anıtlarının çoğunda (No:1-3, 6, 9-11, 13, 15, 16, 19, 20, 22, 24, 25, 37, 41, 44, 48-51), Tonyukuk anıtında ve Uygur Moyın-Çor anıtında görülmektedir. Aynı zamirin başka çeşidi (MN2 = men – ben) değişik durumlarda bazı kelimelerdeki “b”nin nazallaşması olayında olduğu gibi Yenisey yazıtlarında No:10, 28, 29, 32, 39 ( “men” kullanılmamış fakat her iki varyant saptanmış: beñkü ve meñkü) 45 (“ben?” de var) Suci anıtında, Kül-Tegin ve Mogılyan anıtlarında (sadece onlarda “men”in yanı sıra beklenilen “meñgü” yerine “beñgü” kullanılmıştır) görülmektedir. Ongin ve Köl İç Çor anıtlarında incelenmekte olan zamir görülmemektedir. (“beñgü – ölümsüz” ve “buñ – keder” kelimelerinde “b” ise korunmaktadır). Türkçe ve Gagauzcada “ben” kullanılırken Çağdaş Türk dillerinin çoğunda “men, min, mèn” varyantları kullanılmaktadır. 4) Anıtların önemli bir kısmında (Orhun – Yenisey) ekler birleşirken rt, lt, nt, nk, vb. şeklinde birleşirken (birti, berti – verdi, kelti – geldi vb.) Yenisey yazıtlarının bazılarında (No:5, 6, 7, 8, 9, 11, 13, 14, 25, 29) ve çağdaş dillerin çoğunda rd, ld (değişmelerle) şeklinde birleştiği görülmektedir(bazı istisnalarla). 5) 1, 6, 14, 29, 41 numaralı Yenisey yazıtlarında bazı kelimelerde, yönelme hâli eki –KA, -K2A, GA, G2A (-ka, -ke vb.) 1. tekil şahıs iyelik ekiyle beraber kullanılmıştır: Y Ş M K A = yaşımka – benim yaşıma; E L2 M : K2 A = elimke – benim kabile birliğime. Bazı anıtlarda (aynı zamanda 2 çoğul şahıs iyelik eklerinden sonra) - KA, -K2A yerine –A (-a, -e) şeklinde verilmiştir. Böylece 1 numaralı metinde: S2 I Z : E L2 M A : K U nç U Y M A : U G L N M A : B U D N M A : S2 I Z : M A: L T Ş M : Y Ş M : D A… = siz, elime, kunçuyıma, oglanıma, budunıma, sizime altmış yaşımda (adırıltım) - ben altmış yaşımda(benim) sizden, benim kabile birliğimden, benim prensesimden, benim oğlumdan, benim halkımdan (ayrıldım). Burada tümleçler yönelme hâlinde biçimlenmiştir. Çünkü onları “adırıl-” fiili tümlemektedir. Fakat onlar Rusçaya tamlayan hâlinde çevrilmiştir. Yönelme hâlinin biçimlenmesindeki değişmeleri diğer anıtlarda da bulabiliriz. 7, 8, 15, 17 numaralı ve bazı diğer anıtlarda ( -m ) –ka şeklinde yansıtılmıştır. “-A” varyantını (oglan – ım – a şeklinde) 5, 9, 37, 42, 43, 49, 51 numaralı Yenisey yazıtlarında, Sucin, Ongin, Tonyukuk, Köl-Tigin, Bilge Kağan, Kunin tipindeki anıtlarda ve İh-Ashat anıtlarında bulabiliriz. 1. tekil şahıs iyelik ekinden sonra “-ga” yönelme hâli eki Karluk-Çağatay tipindeki çağdaş dillerde, yani Özbekçe ve Uygurca’da (Özb: ota –m -ga –babama) korunmaktadır. 1. tekil şahıs iyelik ekinden sonra yönelme hâli ekinin “-a” varyantı Kırgız, Kazak, Türkmen, Azeri, Türk, Hakas, Dağlı-Altay (“-ga” varyantıyla) dillerinde ve bazı diğer dillerde yaygındır. Bütün bu anlatılanlar tabloyla gösterilmiştir. Elde ettiğimiz olgulara dayanarak aşağıdaki sonuçlara varabiliriz. 1) Anıtlarda aynı kelimelerin farklı şekilde yazılmış olması sistematik bir nitelik taşımaktadır ve bu ilk olarak anıtların dilinde diyalektik özelliklerin var olduğuna, ikinci olarak da nispeten birbirinden uzakta bulunan anıtlarda bu özelliklerin yaygın olması bu özelliklerin geniş alana yayılmış olduğuna kanıttır. Aynı zamanda, aynı bölgedeki anıtlarda değişik belirtilere rastlamak mümkündür. Örneğin; Talas ve bazı Yenisey anıtlarındaki “i” işareti, Tonyukuk ve bazı Yenisey anıtlarındaki “ben” işareti, Sucin ve bazı Yenisey anıtlarındaki “s > ş” belirtileri vb. Bu olay, eski Türk diyalektlerinin taşıyıcılarının birbirleriyle sıkı temas içinde olduklarını, sık sık aynı kabile birliğine ve alt birimlerine girerek ortak bölgede hayat sürdürdüklerini göstermektedir. 2) Anıtların diliyle Çağdaş Türk dilleri arasında görülen ortak özellikler onların akraba olduklarını tasdiklemektedir. 3) Türkologların çoğunun kabul ettiği gibi Çağdaş Türk dillerini (veya onların gruplarını) birbirinden ayıran özellikler genelde Orhun-Yenisey metinlerinde bulunan diyalektik farklılıklardır. Buradan hareketle diyalektlerin, bu yazının ortaya çıkmasından önce veya daha önceki dönemlerde oluşmaya başladığını tahmin edebiliriz. 4) İncelemekte olduğumuz yazı sistemi kabile dillerinden birinin temelinde oluşmuştur. Bu sistem, daha sonra kendisiyle beraber olan kabile dillerinin veya diyalektlerin bazı özelliklerini benimsedi. Bu da onun yerel çeşitliliğini oluşturdu. |













